Beşiktaş’ın Yenilmezlik Serisi ve Basketbolda Kritik Kenar Hamleleri
Beşiktaş GAİN’in bileği harbiden bükülmüyor. Siyah-beyazlılar parkede fırtına gibi esmeye devam ederken, ligdeki en iyi sezon başlangıcı rekorunu da bir adım daha ileriye taşıdılar. Kendi evlerinde ağırladıkları Glint Manisa Basket’i 79-65’lik net bir skorla geçerek 9’da 9 yaptılar ve yollarına namağlup, zirvede devam ediyorlar. Maçın sadece teknik boyutu değil, taşıdığı mesaj da çok kıymetliydi; Beşiktaş takımı ısınma bölümüne “Kadına Şiddete Hayır” tişörtleriyle çıkarak sporun salt bir oyundan ibaret olmadığını tribünlere ve ekran başındakilere yeniden hatırlattı. Parkeye döndüğümüzde ise Mathews’un 22 sayılık nefis performansı hücumu sürüklerken, Kamagate ve Dotson’ın 13’er sayılık katkıları maçın kilidini çözen unsurlar oldu.
Manisa cephesinde ise üst üste gelen yenilgilerin getirdiği bir karabulut var; bu sonuçla 6. mağlubiyetlerini tatmış oldular. Ancak yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım, fikstürleri cidden çok acımasız ve sahada verdikleri reaksiyon bazen tabelaya tam yansımıyor. Beşiktaş maçından hemen önce Muradiye’de Fenerbahçe Beko’ya karşı oynadıkları kora kor mücadele bunun en net kanıtı. O maçta Fener’e adeta kök söktürdüler ama sonunu getiremeyip 78-82 kaybettiler. Stevenson’ın 15 ve Johnson’ın 13 sayılık çabası takımı hep maçın içinde tuttu. Ne var ki, son çeyreğin bitimine çok az bir süre kala Johnson’ın beş faulle oyun dışı kalması Manisa’nın direncini kırdı. Fenerbahçe Beko ise kriz anlarında tecrübesini konuşturdu; Hall’un 18 sayısı ve Melli’nin 14 sayılık soğukkanlı oyunu sarı-lacivertlileri ipten aldı. Manisa kesinlikle iyi mücadele ediyor fakat büyük maçlarda o son hamleyi yapacak saha içi liderliği ve kenar rotasyonu henüz tam oturmamış gibi duruyor.
İşte tam da bu noktada, parke üzerindeki bu kıran kırana mücadelelerin arkasındaki beyin takımının, yani kenar yönetiminin önemi devreye giriyor. Doğru bir asistan koçun oyuncu gelişimine ve sistemin işlemesine yaptığı katkı paha biçilemez. Hazır teknik ekip hamlelerinden söz açılmışken, okyanus ötesinde kolej basketbolunda rotasyonu ve sistem mühendisliğini doğrudan etkileyecek çok ilginç bir imza gerçekleşti. Minnesota Üniversitesi başantrenörü Niko Medved, teknik ekibini Lexus Williams ile güçlendirdiğini duyurdu. 2025-26 sezonunun ardından Clemson’a giden Chad Warner’ın bıraktığı o kritik boşluğu Williams ile doldurmayı tercih ettiler.
Williams’ın bu göreve getirilmesi öylesine bir hamle değil, arkasında ciddi bir basketbol aklı ve istikrar yatıyor. Boise State’te geçirdiği o beş yıllık periyot gerçekten takdire şayan. 2021’de başantrenör Leon Rice’ın ekibine katıldığından beri sistemin dişlilerinden biri oldu ve sonrasında tam zamanlı asistan koçluğa terfi etti. Onun kulübede olduğu süreçte Boise State 73 maç kazanıp yüzde 69.5 gibi muazzam bir galibiyet oranına ulaştı ve üç yıl üst üste NCAA Turnuvası biletini cebine koydu. Hatta eski oyuncusu Alvaro Cardenas’ın program rekorunu altüst ederek 256 asiste ulaşmasında, Williams’ın guardlarla olan o ince işçiliğinin payı çok büyük.
Kendisi de zaten bu yollardan geçmiş, oyun kurmayı iyi bilen eski bir figür. 2017-18 sezonunda Boise State formasını terletirken 32 maça ilk beşte çıkmış, 9.5 sayı ve 2.3 asist ortalamalarıyla All-Mountain West’te mansiyon ödülüne layık görülmüştü. Tabi öncesinde Valparaiso’da geçirdiği, 44’ü ilk beşte olmak üzere 82 maça çıktığı sağlam bir üç yılı da unutmamak gerek. Kolej sonrası Teksas Legends tarafından NBA G Ligi draftında ikinci turdan seçilip pandemi patlayana kadar 18 ay kadar profesyonel arenada boy gösterdi. Adamın Valparaiso’dan muhasebe lisansı, Boise State’ten ise atletik liderlik üzerine yüksek lisansı var. Hem işin matematiğine hem de soyunma odasının psikolojisine hakim. Minnesota’nın bu hamlesi, ilerleyen dönemde saha içindeki karar mekanizmalarını ne yönde değiştirecek bekleyip göreceğiz.

